some of..

some of..

25 Ağustos 2010 Çarşamba

bittersweet memories


sanirim 2 hafta olmustu onlardan haber almayali, her zaman beni sevdiklerini soylemislerdi ama ben bunu hic bir zaman hissedememistim, yadirgamiyordum aslinda cunku onlardan cok farkliydim. onlar denize dustuklerinde yilana sariliyorlardi, bense suya.. onlar kalabalik icinde yalniz olmak diye sacma bir deyim turetmislerdi, bense yapayalnizlik icinde yaslaniyordum. yuzumde cizgiler belirmisti, saclarim dokuluyor ve bir yandanda beyazlasiyordu. yasimda 10 yas buyuk gorunmem tanimadigim insanlari etkiliyordu, ama barda yarim saat sohbet ettikten sonra uzaklasiyorlardi benden. onlardan olmadigimi anliyorlardi. bense bir gecede yaklasik 10 kisiyi tanimis oluyordum. o gecede bu senaryo gerceklesmisti ve sonunda bardan sarhos, kokusmus, sisman bir amerikaliyla cikmistim. kimsesiz ve bes parasiz oldugu her halinden belli oluyordu, konusurken sectigi konularda gerizekali oldugunun kaniti gibiydi adeta, sarhos dahi olsa.. onu atlatip yalnizligimla basbasa bir gece gecirmek istiyordum. barda cuzdanimi unuttugumu soyledim ve beni beklemesi icin ona durumu tam yedi kez acikladim, ve barin onunden tekrar gecerek karanlikta kayboldum. artik kendimi kara delikten iceri girmis gibi hissediyordum barlar kapandiginda, sokakta sadece sarhoslar olurdu ve gorduklerini bir dakika sonra bile hatirlamazlardi. elimden geldigince uyusturucu kullanan ayyaslardan uzak duruyor ve sokaklardan amacsizca yuruyordum, bunu hayatimda kacinci kez yasiyorum acaba bilemiyorum. o gece yururken kavga eden iki kisi gordum, yolumun uzerindeydiler, onlara dogru her zamanki hizimda yururken birinin bicak cektigini ve digerinin karnina soktugunu gordum. buna ragmen yuruyus hizimda yada kalp atislarimda bir degisiklik olmadi, bicaklayan kisi hizla kosup kaciyordu yarattigi sahesere arada donup pismanlikla bakarak. yaklastigimda adamin suratina baktim, sanirim tanidigim biriydi. dusundum, oda beni tanimisti, gozlerimin icine bakisi, son nefesini verirken yalvarircasina ve pisman bakisi, onu taniyordum, gozlerine son bir kez baktim, egilip elimi yanagina koydum, olumun soguklugu bedenine isliyordu, yavasca yurumeye devam ettim, arkama bakmadim cunku o benim saheserim degildi, elimi kokluyordum birkac adimda bir, tanidigim bir kokuydu ve anlamlandiramadigim bir bicimde icimde nefret duygusu olusturuyordu. sabah oluyordu, kahvalti icin eskiden gittigim bir yere gittim yine, cok uzun zaman olmustu buraya gelmeyeli, kendime ve ona bir kahve soyledim, onunkini karsimdaki sandalyeye sanki orada oturuyormuscasina koydum, yaninada bir pecete. belkide onu kurtarmaliydim..

You like to scream, use words as a weapon
Well go head take your best shot woman
I wanna leave you it's easy to see
But guess what honey it's not that easy
So rip my pictures from your wall
Tear them down and burn them all
Light the fire and walk away
There's nothing left to say so
Take the ashes from the floor
Bury them to just make sure
That nothing more is left of me
Just bittersweet memories

27 Haziran 2010 Pazar

runes to my memory


ayin geceyi aydinlattigi bir vakitteyiz yine..
"gunaydin.."
bir binanin catisindayim su anda, yildizlar bugun her zamankinden daha az sayiliyor, ay okadar aydinlik ki.. ozluyorum seni, kiskaniyorum yanindakileri. uzuluyorum ama bir sey yapamiyorum, okadar gucsuzum ki.. icimden seni aramak geliyor ama yapamiyorum, karsina cikmak istiyorum, olmuyor, belki karsilasiriz diye yuruyorum her gun gectigin sokaklarda durmadan ama.. bazen de gurur yapiyorum, soylediklerin yaptiklarin geliyor aklima, kulaklarimdan o cumleleri silemiyorum adeta.. gozumun onunde takilmis bir video gibi o anlar..
gun doguyor, sadece bir kac saat kaldi, bir kac saat sonra telefonunda bir mesaj goreceksin.. umarim guzel bir gune uyanirsin.. viskimi yudumluyorum, hava biraz usutsede titretmiyor icimi..
ve insanlar ise gidiyor, bir bir cikiyorlar apartmanlardan bende durbunden o binanin kapisini izliyorum, bir kadin cikiyor, guzel giyimli.. bir adam cikiyor takim elbiseli, kadina yetismeye calisiyor, bir yandan kravatini bagliyor.. ve bir sure kimse cikmiyor kapidan.. viskimden bir yudum daha aliyorum. bir adam daha cikiyor, acelesi var. bir sure yine kimse yok.. kapi aciliyor, bu kez farkli, sanki o demir kapinin seslerini duyuyor gibiyim, derken bir gurultu, pat, cat, her neyse.. ellerim titriyor, kalp atislarim hic bu kadar hizlanmamisti, dudaklarim bir yuvarlak olusturuyor ve sessizce "oldu" diyorum. adam oldu.. kanlar icinde yere dustu, pencerelerden insanlar ona bakiyorlar, acircasina, bir kadin asagidaki cocugunun yanina kosuyor ve onu okula gondermekten vazgeciyor bugun icin.. toplaniyorum yavasca, sanki daha oncede yapmisim gibi, ellerim titriyor hala, kalbimde cok hizli carpiyor, tasikardik bir kalbin ritmi bana hayatin acelesini anlatir her zaman, hayat hizli yasanmali der.. ama ben sakinim, ellerim titriyor. catinin kapisini aciyorum, binaya giriyorum, ve kimsenin olmadigindan emin olunca asansoru cagiriyorum, bu en son aldigim takimi ilk giyisim, disarida insanlarin bana nasil bakacaklarini merak ediyorum, umarim yakistirirlar. kulakliklarimi takiyorum, duraga yuruyorum, sanki insanlar bana bakiyor gibi.. telefonumu cikarim konusuyormus gibi yapiyorum, "hayir hanimefendi bunu yapmamis mumkun degil. hayir ama anlamiyorsunuz.." otobuse biniyorum.. sag cam kenari guzel bir yer var bos, oturmaya ihtiyacim var, her an kalbim yerinden cikabilir, ben sakinim. kirmizi isikta duruyoruz, yan tarafta bir beyaz esya dukkani var. flas haber olarak geciyor cinayet.
"gunaydin, sevgilinin olum haberini gordum tv de, eger bir seye ihtiyacin olursa, ben yanindayim."


Caress that carcass
I miss your heartworks
My swansong, so insalubrious
Pouring sweat but the fever remains
It's all pretty odd but more our darkest days
Cause we let it burn and felt strength just the same
I don't care if you get it
These songs still scream your name

23 Haziran 2010 Çarşamba

depleting


ve son.. o yedi gunun sonuncusuydu bu.. eger dogru hatirliyorsam carsamba bugun.. evine gidiyorum, aslinda bosanali 7 yil oldu, biriyle evlendigini biliyorum, sanirim cocuklarida vardi.. onu ozledigimi hic sanmiyorum, en azindan durduk yerde hic aklima gelmiyordu.. peki simdi neden onun evine gidiyorum, neden birden aklima geldi? yaklasik iki saat surecek bir yolculuk icin arabama bindim ve ormanlik bir yoldayim, kivrimlarla dolu patiklar, gunes daglarin ustune batiyor..
hava karardi ve iste evin onundeyim. esi her aksam 9 da yuruyuse cikar, 2 saat yururdu. en azindan oyle oldugunu soylemisti, yada ben oyle soyledigini hatirliyorum.. bilmiyorum iste, her neyse, artik sayili saatlerim kalmisti.. 3 saat 22 dakika. arabada evden cikmasini bekledim, ve esi evden ciktiginda onu kapidan yolculamamasi aralarinda bir sorun oldugunu bana gostermisti.. arabadan indim ve cama dogru yurudum, salona girdiginde gordum yuzunu, yaslanmisti.. yuzundeki kirisikliklar, omuzlari cokmustu, eskisi kadar guclu gorunmuyordu.. kapiyi acip beni gorunce suratima kapanacakti o kapi, biliyordum.. kapiyi actiktan sonra ayagimi kapinin arasina sikistirdim ve ittim kapiyi, yere dustu. o yokken neler yaptigimi, neler cektigimimi anlatmaliydim, yada bunu sozlerimlemi ona gostermeliydim yoksa baska bir sekildemi.. son 1 saat 19 dakika.. sandalyenin uzerinde elleri baglanmis, vucudunda bilmem kac yarayla ve gozleri dolmus bir sekilde bana bakmasi bana eski gunleri animsatiyordu.. sigara iciyordum, durmadan sigara iciyordum, bitenin uzerine hemen yenisini yakiyordum.. biram isininca onu firlatip bir yenisini aliyordum.. son 10 dakikam..
silahin soguklugu hissedince gozleri acilmisti tekrar, vucudunda ki yaralar kapanmayacak seviyeye gelmisti, zaten bundan sonra vucuduna ihtiyaci olmayacakti.. frontal kemiginde olusan delikten akan kanin tadiydi en son aldigim tat.. 3 2 1.. ve son..

16 Haziran 2010 Çarşamba

blinded by fear


otopsi yapmak artik alistigim bir seydi. adli tip aslinda hic istemeden sectigim bir dal olmasina ragmen bana kattigi seylerden bahsetmeden edemem. sogukkanlilik. morgun o buz gibi havasi, formal kokusu, gectigin her kapinin icinde onlarca ceset oldugunu bilmek.. bu koridorda yururken adimlarimin cikardigi sesleri ve o seslerin yankilanisini cok seviyorum. bir gun bu sesler bir gurultuyle kesilmisti. duydugum ses miydi beni urkuten yoksa, ayak seslerimi bir an icin duyamamaktan mi korkmustum bilemiyorum ama.. morgda canlanan insanlardan nefret ediyorum. ben insanlari kurtarmayi sevmiyorumki, eger oyle olsaydi olulerle ugrasmayi secmezdim. ne diyordum.. sogukkanlilik. sesimi taniyorsun oyle degil mi? bir adli tipcinin en sevdigi vucut durumudur rigor mortis.

your hands are cruel.. to haunt..

15 Haziran 2010 Salı

die another day


idam edildigim dedikodulari yayilmis sehirde, bir gun belki, ama simdi degil.. hala hayattayim, hala gucluyum, istedigi her seyi elde edebilecekken en zor seydir kendi olum haberini almak sanirim. insan bir cok seyi sever hayati boyunca, asik olur ama en cokta sacmalamayi sevdim sanirim.. neyse..
ben buradayim.. olmedim, oldurulmedim, hayattayim ve gucluyum. aaa, bu arada bir sey sorabilir miyim? olmek ne demek? yani tabiki biliyorum ama.. topraga gomulunce bitiyor mu yani? peki gomulmesem ben? o zaman da biter mi? kullerim savrulsa oradan oraya? yine mi olmuyor? ama bana neden cevap vermiyorsunki? cevabi bilmediginden mi? peki ogrenirsen sorler misin banada?
yatiyorum evet.. ama bir gun kalkip yanina gelecegimi de biliyorum.. yanina gelmemi saglayacak tek gucse sende.. hadi.. bekliyorum.. yanindakine, bilmiyorum belki sende digerleri gibi ona yukariyi tahsis etmissindir, her neredeyse..

with shield in hand

13 Haziran 2010 Pazar

dance with me satan




.. kaybetmistim yon duygularimi, kaldi ki nereye gittigimin onemide yoktu. kulagimdaki cinlama, sarhosluk sonrasi cekmek zorunda kalinan bu bas agrisi.. ve icimde buyuyen bu nefret. ve kafamdan surekli satirlari dokulen, hikayeler hic tamamlanmamis. yada tamamlanmak istememistir belkide, benim tamamlamam icin. mesajlarla dolu yazilar, okuyanin zeka ve duygulariyla cozume kavusacak belkide olmadik yerde karmasiklasacak cumleler.

evet katilim. peki bu nasil bir suc? ben istemeden beni dunyaya getiren bu insanlar suclu degillerse, onlari olduren ben neden suclu olayim ki? ah sade.. al beni de yanina, artik yeter. sadece tenini hissetmek istiyorum, olum olsanda..

change sets in my life to start the plague

1 Nisan 2010 Perşembe

.... and there is only one guarantee, none of us will see heaven

21 Mart 2010 Pazar

bencil ve yorgun

Dün gece seni sevdiğimi söyleyecektim... Sana ihtiyacım var diyecektim... Nedense sustum... Çünkü sen bundan korkacak kadar özgür... ve korkup benden kaçacak kadar bencilsin.. Dün gece hafifçe mırıldandın rüyanda... Sonra dönüp gülümsedin uykunda... üstüme alındım... ben bundan korkacak kadar tutkun... ve korkup senden kaçacak kadar yorgunum... Bir bencille bir yorgun... Ne yapar şu hayatta...