some of..
11 Temmuz 2011 Pazartesi
take my hand
mideme uzun zamandir giren tek sey bira.. bagimli degilim ama gunde ortalama 10 bira iciyorum.. aclik beni gercekten dusundurmuyordu artik, kaybedecek bir seyim yokmus gibi geliyor.. kaybedebilecegim son seyi, en degerli seyi, o gun kaybettim zaten..
evime gitmek icin bu kadar heyecanlandigimi hatirlamiyordum, trenin hareket etmesini beklerken gittikce sabirsizlaniyor, hayaller alemine gecisler yapiyordum.. yaptigim gecisler paralel evrenlere yapiliyorcasina gercekciydi ve oldukca da guzel.. el ele yuruyorduk, birbirimize guzel sozler soyluyorduk, onu sevdigim restoranlara goturuyordum.. beraber olmaktan mutluyduk.. cunku hayalleri bile bu kadar mutlu edebiliyorken onunla olmak mutlulugun tanimi olabilir diye dusunuyordum..
trenin hareket etmesiyle birlikte hemen telefona sarildim, gormek istedigim bir mesaj vardi telefonumda.. "iyi yolculuklar." mesajin gelmemis olmasina aldirmadim, "sana geliyorum" yazip gonderdim ona.. henuz cevap gelmeden "aramizdaki mesafe gittikce azaliyor ve kalbim sifir olacagi an icin atiyor."
yemekli vagona gecip bir biraz soyledim ve bir de yanina limon suyu.. garson limon suyunu neden istedigimi anlamasa da getirdigi sikma limon suyu beni mutlu etmeye yetmisti.. heyecan, bira ve yolculugun sarsma etkisi birlesince midem biraz bulansa da biralari siralamaya baslamistim bir kez.. sizmisim.. uyandigimda son duraga gelmek uzereydik, inecegim duraga.. hemen esyalarimi trenin tavanindaki raflardan indirip kapiya yoneldim, ailemi goruyordum.. ama gozlerim arayisini sonlandiramamisti.. onu ariyordum.. gelecegini sanmistim.. yine de gec bir saat olmasi gelmeyisini acikliyordu..
once anneme sarildim, sonra babama.. artik hemen sabah olmaliydi.. sabah oldu, telefona sarildim "gunaydin" yazip ona gonderdim.. mesajlasmaya basladik, gece konsere gitmek icin sozlestik.. gunduz de bulusmak isteyecegini dusunmustum ama....
metrodan indim, mesaj geldi, on dakika once o gondermisti..
"biz geldik."
biz mi? dedim kendi kendime.. aradim ama acmadi, sormak istemistim kim kim olduklarini.. icimde garip bir his, bir seylerin ters gittigini hissediyordum.. daha hizli yurumeye basladim, neye oldugunu hala bilmiyorum ama sinirlenmistim.. yanimdan gecen insanlarin benden uzaklasarak yuruyusleri ve bana bakislari gozlerimden yayilan ofkenin gucunu gosteriyordu bana.. tam da sarkisi caliyordu mp3 ten.. suffocation-bind, torture, kill.. kollarimdaki kaslarin fasikullerini hissediyordum adeta, en son LSD aldigimda hislerim bu kadar acilmisti..
bara cok yaklasmistim, once mp3 u kapattim ve cebime koydum, telefonumu kontrol ettim aramis mi diye, aramamisti.. ve artik barin bahcesini ustten goruyordum, siradisi bir sekilde ilk kez bahce bu kadar kalabalikti.. merdivenlerden inip onu bulmak kalmisti bir tek.. kalabaligin icinde onu secmeye calisarak merdivenlerden inmeye basladim.. bir, iki, uc.. dorduncu merdivene adimi tam atacaktim ki onu gordum.. 5 kisilik bir arkadas grubunun icindeki iki kizdan birisiydi, yanindakiyle olmasi gerekenden cok daha yakin gorunuyorlardi birbirlerine.. durup izlemeye basladim..
ikisinden biri parmaklarini uzatsa birbirlerine temas edebilirlerdi.. biraz sonra boynuna sarildi ve yanagina opucuk kondurdu.. opucuk sonrasindaki bakislari alkolun etkisiyle biraz kaymisti.. ben metrodan bara yaklasik 15 dakikada gelmistim.. 25 dakikada bakislari bu kadar kayamazdi.. belli ki oncesi vardi. bilmedigim, bilemeyecegim, bilmek istemeyecegim..
merdivenleri ciktim..
Touch my skin,and tell me what you’re thinking
Take my hand and show me where we’re going
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
